15. yıl kutlaması vesilesiyle düzenlenen bir program sayesinde tanıştım NAHLA ile. Elime geçen broşürü inceledikçe Bosna gibi bir ülkede böylesi bir kurumun ne kadar büyük bir hizmet olduğunu düşündüm. Ne yapıp edip bu kurumu ziyaret etmeye hatta imkan varsa bir şekilde yaptıkları güzel işlere katkıda bulunmaya karar verdim. Biraz aceleden biraz da heyecandan olmalı, önceden bir mail atmak yahut telefon etmek aklıma bile gelmedi, bir öğleden sonra karar verip direk NAHLA binasına gittim. Son derece güler yüzle ve içtenlikle karşılandıktan sonra, dini eğitim programları ve seminerlerden sorumlu olan Amela hanımla kuruma olan ilgim ve ne gibi yardımlarda bulunabileceğim hususunda konuştum. Vaktini ayırıp bana tüm binayı gezdiren ve kurumun programlarından bahseden sevgili Amela gibi diğer çalışanlar da bu çat kapı gelen misafire karşı sıcak ve ilgi doluydular.
Benim kurumla olan bağlantımdan önce NAHLA’nın nasıl bir kurum olduğuna ve ne gibi hizmetler verdiğine değinmek istiyorum.
NAHLA, Bosnalı kadınların sosyalleşmesi, kendilerini geliştirmesi, çeşitli yetenekler kazanıp iş hayatına atılabilmesi amacıyla 2000 yılında bir grup genç kadın tarafından kurulmuş bir yapılanma. Kurulduğu tarihten bu yana ülke genelinde gördüğü ilgi de, üye sayısı da günbegün artıyor. 2007 yılında Saraybosna’da müstakil bir binada hizmete geçmesiyle birlikte çalışmalarını ve eğitim sahalarını artırarak daha da profesyonel hale gelen kurum, ülke içerisinde benzer teşebbüslerin kurulmasına da ön ayak olmdu. Bir eğitim ve araştırma merkezi olarak hizmet veren NAHLA, din ve etnik kimliklerine bakmaksızın tüm Bosnalı kadınlara bulunmaz bir fırsat sunuyor. Ülke kadınlarını eğitmek, geliştirmek, farkındalıklarını artırmak ve onları sosyal hayata kazandırmak için her geçen yıl kurumun eğitim ve seminer programları zenginleştiriliyor. Tertemiz binasında kafeteryası, internet cafesi, kütüphane ve okuma odası, psikolojik danışmanlık odası, seminer salonu, mescit ve abdesthanesi, çocuklu hanımlar için kreşi, spor salonu-sauna-duş alanları ve her derse özel dizayn edilmiş sınıflarıyla dört dörtlük kurum. Hizmetlerinin bir kısmı ücretsiz, bir kısmı ise son derece makul fiyatlar üzerinden veriliyor ancak yine de ekonomik gücü olmayan kadınlardan ücret talep edilmiyor.
Peki, NAHLA’da mevcut olan hizmetler ve eğitim programları neler?
-İslam Okulu (Sahasında yetişmiş eğitimciler tarafından verilen dini eğitim ve seminerler)
-Proje araştırma sahası(Kadınla ilgili her konuda akademik düzeyde veya serbest her tür araştırma, konferans)
-Meslek edindirmeye yönelik kurslar (Bilgisayar, Grafik Dizayn, Dikiş, Çocuk bakıcılığı, Yemek… vb.)
-Yabancı dil programları (İngilizce ve Türkçe, Pratik sınıfları)
-Hobi amaçlı programlar(Fotoğrafçılık, Resim, Hat, Tezhip, Bakır işçiliği… vb.)
-Spor programları(Fitness, Aerobik, Pilates, Boot Camp… vb.)
-Psikolojik Danışma ve Aile Terapisi
-Çeşitli kulüpler (Trekking, Gençlik Kulübü vs.)
-Çocuklara yönelik aktiviteler(Tüm gün yuva hizmeti, okul çocukları için kitap kulübü vs)
-Kadınları ilgilendiren hemen her konuda düzenlenen çeşitli seminerler (Ebeveynlik, Eş İlişkileri, Psikoloji vb.)
-İnsani yardım kampanyaları, kermesler, sergiler…
Sanırım artık, birbirinden gayretli ve samimi hanımların başarılı bir teşebbüsü olan NAHLA içerisindeki küçük görevime değinebilirim. Ana dili Türkçe olan, İngilizce bilen ama Boşnakçayı iyi bilmeyen bir yabancı olarak öğrencilerin İngilizce ve Türkçe kurslarında öğrendikleri bilgileri pratiğe dökmeleri hususunda belli bir program dahilinde (conversation class) onlara yardımcı oluyorum. Bosna’yı, kültürünü ve insanlarını tanımak, onlardan bir şeyler öğrenirken bir yandan da onlara az da olsa bir şeyler katabilmek isteyen bir insan için NAHLA’dan daha güzel bir fırsat olabilir miydi dersiniz?
*NAHLA ile ilgili daha fazla bilgi edinmek, basında hakkında çıkan haberlere bir göz atmak isteyenler http://english.nahla.ba/default.aspx adresinden gerekli bilgiye ulaşabilir.
kaynak: http://www.on5yirmi5.com/yazar/sare-sanli/185562/bosnali-kadinlarin-ilham-kaynagi-nahla.html
Öne Çıkan Yayın
BOSNA'DA YAŞAM (AVANTAJLAR / DEZAVANTAJLAR)
İnsanın yabancı ülkede yaşamasının hem avantajları hem de zorlukları var. Öncelikle farklı bir kültürü, farklı bir milleti tanımak cidden...
kadın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kadın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
26 Kasım 2015 Perşembe
23 Haziran 2015 Salı
BOSNA'DA KADIN
Savaşta erkek nüfusun acımasızca katledilmesinden sonra Bosna'da kadın nüfusu erkek nüfusundan fark edilir oranda fazla. Bunu sokağa çıktığınızda, dışarıda yemek istediğinizde, alışverişe çıktığınızda bariz bir şekilde hissediyorsunuz. Sanki Bosna kadınlar ülkesi.
Hem evde, hem işte tam kapasite çalışan, dinamik bir kadın profili var Bosna'da. Roller son derece keskin. Bu yüzden Boşnak kadını bir hayli fedakar ve güçlü. Ayrıca bakımlı, güzel, görgülü, eğitimli velhasıl on parmağında on marifet!. Özensiz giyinmiş, saçı başı dağınık, güzel kokmayan yaşlı bir hanıma dahi rastlamadım henüz.
Hem şahsi temizliklerinde hem de evlerinin temizliğinde son
derece hassaslar. Kibar ve ince davranışlarını
hayatın her sahasında görmek mümkün. Eğitimli ve görgülü Boşnak kadını
başkalarının hakkını gözetmek noktasında da son derece titiz.
Yazının başında da belirttiğim gibi hem işte hem evde çalışan bir Boşnak kadını görüyorum. Şayet iş bulabildiyse mutlaka çalışmayı tercih eden kadın, evin temizliğini, yemeği, ütüyü, alışverişi velhasıl eve ait tüm koşturmacaları da üstleniyor. İşin içinde ekonomik sebepler olduğu kadar, ekonomik özgürlük talebi ve çalışmanın sağladığı özgüven kadını çalışmaya itiyor. Bu nedenle Boşnak aile yapısında son derece saygın konumu olan deda ve nanalar(dede ve nineler) torunlarına bakmak durumunda kalıyor. Çocuklara karşı bir hayli ilgili ve özenli olan halkın yaşlıları bu durumdan gayet memnun. Parklarda sohbetlerine ortak olduğum dede ve nineler hallerinden hiç de şikayetçi değiller.
Ancak Kur'an'la ilişki ve İslami pratikler Müslüman coğrafyanın genelinde olduğu gibi bu topraklarda da zayıf. Elbette aşkla ibadetlerini yerine getiren insanlar var ama çoğunluk için bir ifade kullanmak gerekirse ibadetler noktasında hassasiyet oldukça az. Komünizmin silinmek bilmeyen etkilerinden olsa gerek, Müslüman kadına emredilen örtünme farziyeti ne yazık ki ihmal ediliyor. Örtüsüzlük vücudu sergilemek boyutuna gidecek derece abartılıyor, hatta örtülü yaşlı nine görmek dahi zor. Evet, belki Müslüman dünyadaki sırf gelenekten gelen örtünme biçimini eleştirebiliriz. Bu geleneksel örtünme biçimini başka seçeneği olmadığından benimseyen ve cahilce yaşayan çok sayıda kadından bahsedebiliriz. Hani başı örtülü ama namaz kılmayan, yalan söyleyen, temizliğine dikkat etmeyen, insan ilişkilerinde kırıcı ve hoyrat olan…Buna karşın örtüsüz ama namaz kılan, diğer ibadetlerini de yerine getiren bir Müslüman kadın var Bosna'da. (Benzer durum Türkiye'de de var fakat Türkiye'de namaz kılan örtüsüz bir kadının, giyim noktasında biraz daha dikkatli olduğunu ve ileride bir gün örtünme niyetinde olduğunu gözlemledim şimdiye kadar.) Elbette giyim konusundaki eksiklik inançlı bir bayanın namaz kılmasına engel değildir. "Madem örtünmüyorum o halde namaz kılmayayım" dememiştir, zira her ibadet, her farz kendi içinde Allah tarafından değerlendirilir, bizim tarafımızdan değil. Lakin, namaz insanı fahşa ve münkerden alıkoyar ise, uzun zamandır kılınan bir namazın da kadını bu kadar örtüsüz gezmekten alıkoyması gerekmez mi diye düşünmeden edemiyorum.
Durumu eleştirmekten ziyade normalleşmesinin ve gereğinden fazla takdir görmesinin tehlikeli olduğunu düşünüyorum. (Bosna'ya gelip de "Maşallah mini etekli, makyajlı kadınlar camiye gidiyor!" şeklinde hayranlık ifade eden cümleler kurmayan var mı? Bana kalırsa sınırı aştığımız nokta tam burası, Müslüman ise elbette namaz kılacak, bunu abartılı bir şekilde ifade etmenin ve hayranlık duymanın ne alemi var?)Çünkü bu durumda örtülü olmaksızın da ibadetler yerine getiriliyor ise, örtünmeye çok da gerek olmadığı gibi yanlış bir çıkarıma ulaşılabilir. Hatta tesettürlü kadınların fazla muhafazakar kaldığı düşüncesi bile gündeme gelebilir. Avrupa İslamı diye Bosna'yı örnek gösterme çabalarının altında da bir miktar kötü niyet arıyorum doğrusu.
Boşnak kadının aile içindeki rolüne gelince, Bayrampaşa'da iken duyduğum "Ne dikiliyorsun Boşnak gelini gibi!" sözü burada geçmiyor artık. Türkiye'deki Boşnak kökenli vatandaşlar geleneklerini korumak konusunda hassas olsalar da , Boşnak halk gelin üzerinden yapılanan geleneklere pek itibar etmiyor artık. (Bana kalırsa fena da yapmıyorlar.) Gelin kaynana bir arada yaşama zorunluluğu ve gelinlik etmenin ağır kuralları artık kalkmış. Belki ufak tefek geleneklere köylerde rastlamak mümkündür ama şehirdeki düğünler dahi Bosna kültürüne ait öğelerden gün geçtikçe sıyrılmış.Burada evlenen kız arkadaşlar eşlerinin ailesine ilişkin herhangi bir sıkıntı yaşamadıklarını, aile ilişkilerinin daha Avrupai olduğunu ifade ediyorlar.
Mutfak konusunda bir hayli becerikli olduklarını duyduğum Boşnak kadınlarının en iddialı oldukları yiyecek ise börekleri. Her ülkede olduğu gibi burada da benzer espri var, börek açamayan kızı evlendirmezler! Yada tam tersini söyleyelim, bir kız börek açmayı öğrendiyse artık evlenebilir...
Mutfak konusunda bir hayli becerikli olduklarını duyduğum Boşnak kadınlarının en iddialı oldukları yiyecek ise börekleri. Her ülkede olduğu gibi burada da benzer espri var, börek açamayan kızı evlendirmezler! Yada tam tersini söyleyelim, bir kız börek açmayı öğrendiyse artık evlenebilir...
Yazının başında da belirttiğim gibi hem işte hem evde çalışan bir Boşnak kadını görüyorum. Şayet iş bulabildiyse mutlaka çalışmayı tercih eden kadın, evin temizliğini, yemeği, ütüyü, alışverişi velhasıl eve ait tüm koşturmacaları da üstleniyor. İşin içinde ekonomik sebepler olduğu kadar, ekonomik özgürlük talebi ve çalışmanın sağladığı özgüven kadını çalışmaya itiyor. Bu nedenle Boşnak aile yapısında son derece saygın konumu olan deda ve nanalar(dede ve nineler) torunlarına bakmak durumunda kalıyor. Çocuklara karşı bir hayli ilgili ve özenli olan halkın yaşlıları bu durumdan gayet memnun. Parklarda sohbetlerine ortak olduğum dede ve nineler hallerinden hiç de şikayetçi değiller.
Ancak Kur'an'la ilişki ve İslami pratikler Müslüman coğrafyanın genelinde olduğu gibi bu topraklarda da zayıf. Elbette aşkla ibadetlerini yerine getiren insanlar var ama çoğunluk için bir ifade kullanmak gerekirse ibadetler noktasında hassasiyet oldukça az. Komünizmin silinmek bilmeyen etkilerinden olsa gerek, Müslüman kadına emredilen örtünme farziyeti ne yazık ki ihmal ediliyor. Örtüsüzlük vücudu sergilemek boyutuna gidecek derece abartılıyor, hatta örtülü yaşlı nine görmek dahi zor. Evet, belki Müslüman dünyadaki sırf gelenekten gelen örtünme biçimini eleştirebiliriz. Bu geleneksel örtünme biçimini başka seçeneği olmadığından benimseyen ve cahilce yaşayan çok sayıda kadından bahsedebiliriz. Hani başı örtülü ama namaz kılmayan, yalan söyleyen, temizliğine dikkat etmeyen, insan ilişkilerinde kırıcı ve hoyrat olan…Buna karşın örtüsüz ama namaz kılan, diğer ibadetlerini de yerine getiren bir Müslüman kadın var Bosna'da. (Benzer durum Türkiye'de de var fakat Türkiye'de namaz kılan örtüsüz bir kadının, giyim noktasında biraz daha dikkatli olduğunu ve ileride bir gün örtünme niyetinde olduğunu gözlemledim şimdiye kadar.) Elbette giyim konusundaki eksiklik inançlı bir bayanın namaz kılmasına engel değildir. "Madem örtünmüyorum o halde namaz kılmayayım" dememiştir, zira her ibadet, her farz kendi içinde Allah tarafından değerlendirilir, bizim tarafımızdan değil. Lakin, namaz insanı fahşa ve münkerden alıkoyar ise, uzun zamandır kılınan bir namazın da kadını bu kadar örtüsüz gezmekten alıkoyması gerekmez mi diye düşünmeden edemiyorum.
Durumu eleştirmekten ziyade normalleşmesinin ve gereğinden fazla takdir görmesinin tehlikeli olduğunu düşünüyorum. (Bosna'ya gelip de "Maşallah mini etekli, makyajlı kadınlar camiye gidiyor!" şeklinde hayranlık ifade eden cümleler kurmayan var mı? Bana kalırsa sınırı aştığımız nokta tam burası, Müslüman ise elbette namaz kılacak, bunu abartılı bir şekilde ifade etmenin ve hayranlık duymanın ne alemi var?)Çünkü bu durumda örtülü olmaksızın da ibadetler yerine getiriliyor ise, örtünmeye çok da gerek olmadığı gibi yanlış bir çıkarıma ulaşılabilir. Hatta tesettürlü kadınların fazla muhafazakar kaldığı düşüncesi bile gündeme gelebilir. Avrupa İslamı diye Bosna'yı örnek gösterme çabalarının altında da bir miktar kötü niyet arıyorum doğrusu.
https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/3/30/Bosnien_Volkstrachten.JPG
İnternette yapacağınız ufak bir araştırma sonucunda komünizm öncesi Boşnak kadının giyimini ve günümüzdeki Boşnak kadının giyimini kıyaslayabilirsiniz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
